Elmalılı Hamdi Yazar

Kullanıcı avatarı
yakıt
Üye
Mesajlar: 71
Kayıt: 30 Eylül 2017
İletişim:

Elmalılı Hamdi Yazar

#13

Okunmamış mesaj gönderen yakıt » 30 Eyl 2017, 04:54

4-Mustafa Sabri Efendi ve Elmalılı Hamdi Efendi: Son Şeyhülislamlardan Mustafa Sabri Efendi’nin de Hamdi Yazır Efendi’ye büyük sevgi ve saygısı vardı. Merhum Ali Ulvi Kurucu, hatıratında buna şöyle değiniyor: “Mustafa Sabri Efendi çok takdir ettiği ve sevdiği kimseler arasında Elmalılı Hamdi Efendi’yi, İsmail Hakkı Bey’i, Ferid Kam ve benzerlerini sayardı.”
Mısır Ezher mezunlarından Prof. Dr. Ali Özek de, Sabri Efendi’nin huzurunda şahit olduğu bir vakıayı şöyle anlatıyor:“Bir defasında herkese memleketini soruyordu. Ben de Muğla’nın Fethiye kazasının Doğanlar köyünden olduğumu söyledim. Bizim köy Elmalı’ya yakındı. Elmalılı Hamdi Efendi’nin hemşehrisi sayılırdık. Mustafa Sabri bu vesileyle Elmalılı’ya olan hayranlığını izhar etti.
Merhum Ali Ulvi Kurucu’nun naklettiğine göre, merhum M. Sabri Efendi Mısır’da bir sohbetinde şöyle demiştir: “Elmalılı Hamdi Efendi’ye hangi meseleyi verirseniz verin içinden çıkar, üstesinden gelir. Kendisiyle birlikte bulunduğumuz bir mecliste; “Hamdi Efendi, senin bir Fransızcan vardı. Biraz daha ilerletsen de mütercime filan ihtiyacımız kalmasa” dedik.
Bunun üzerine altı ay bir gayret etti. Fransızcayı ilerletti. Fransızcadan, bir felsefe tarihi olan Metalib ve Mezahib’i tercüme etti. Birçok kimse kitap tercüme eder, fakat tercüme ettiği kitabı ya anlar, ya anlamaz.”
Şunu da belirtelim, İslam âlimleri birbirinin kıymetini takdir eder, gerekli hürmeti göstermede asla kusur etmezlerdi. Ama bu, onların birbirlerinin fikirlerini hakkaniyet namına eleştirmelerine bir mâni teşkil etmezdi. İslam Ansiklopedisi’nin Elmalılı Hamdi Yazır maddesini hazırlayan Yusuf Şevki Yavuz Bey, Mustafa Sabri Efendi’nin böyle bir eleştirisini yazmaktadır; “Çağdaşlarından Mustafa Sabri Efendi, inkârcı akımlara karşı verdiği fikri mücadeleyi takdir etmekle birlikte onu Eş’ariyye ve Maturidiyye’yi epistemoloji bahsinde septisizme dâhil etmesinden dolayı haklı olarak eleştirmiştir.”
Yeri gelmişken, Seferilik bahsinde yorumu münasebetiyle Ahıskalı Ali Haydar Efendi tarafından eleştirildiğini Emin Saraç Hocaefendi’den dinlediğimi de nakledeyim. Bu seferilik konusunda kendisini başka âlimlerin de(Ahmed Hamdi Akseki gibi) tenkit ettiğini, hatta Manisa’nın büyük âlimi Hacı Emin Zeyrek Efendi’nin de tefsirini çok beğenmesine rağmen bu konuda Elmalılıyı eleştirdiğini, oğlu İsmail Hakkı Zeyrek Hocaefendi 20.06. 2008 tarihindeki görüşmemizde anlattılar.
Hakkında Denilenler
*Mehmed Akif Ersoy’un kanaati: Merhum Mahir İz Bey, hatıratında bu konuda şunları yazmaktadır: “Akif Bey’in, Hamdi Efendi’nin ilmine itimadı vardı. Ben bir kere, Ankara’da iken, ulemamız hakkında fikrini sorduğumda bana; “Hamdi ve Naim, bunlar sikâdandır. Ne derlerse öyledir, sözleri senet teşkil eder” demişti.
* “Hâsılı, merhum; bihakkın âlim, mütefennin, mütefekkir bir zat idi. Son zamanlarda bakımsızlık yüzünden ufûle yüz tutmuş olan medreselerin beşeriyet muhitine ilim ve irfan ziyalarını neşr için en son olarak yetiştirmiş olduğu pek feyizli âlimlerden biri bulunuyordu. Merhumun vücudu, bu kadîm ilmi müesseselerin mâzide ne büyük âlimler, mütefekkirler yetiştirmiş olduğunu isbat edecek mahiyettedir. Kendisi, eslafın bir hayr’ül-halefi idi, hayfâ ki, kendisine de başkalarının halef olabilmesi pek şüpheli bulunmaktadır.” Ömer Nasuhi Bilmen
* Dar-ül Hikmet-il İslamiyye’nin başkanvekillerinden büyük âlim Nasuhizade Mustafa Asım Yörük Efendi(vefatı:1943) Elmalılı Hamdi Efendi’nin vefatında şu dizeleri yazmış ve ebced hesabıyla vefat tarihine not düşürmüştür:
“Sensin ol bahri hakem, dalgalanır leyl ü nehar
Feyz alır medrese-i dahilü sâhil Hamdi
Sen idin Sâd-ı zamân, İbn-i Kemal-i devran
Gösterilsin sana, ger varsa mümâsil Hamdi
Seni görseydi Gazali, der idi bi şüphe
Aferin ey müteferrid, mütekemmil Hamdi”
*Erbab-ı kemâldendi. Halim, selim, mütedeyyin hocalardandı. İbn-ül Emin Mahmud Kemal İnal

Kullanıcı avatarı
yakıt
Üye
Mesajlar: 71
Kayıt: 30 Eylül 2017
İletişim:
#14

Okunmamış mesaj gönderen yakıt » 30 Eyl 2017, 04:55

*Elmalılı Muhammed Hamdi son nefesine kadar mefkûresinden kıl kadar ayrılmamıştır” diyen Eşref Edib Fergan, 1942`de Elmalılı’nın vefatı sebebiyle yazdığı “İslam İlim Âlemi İçin Büyük Bir Ziyâ” başlıklı yazıdaki şu ifadeleri çok dikkat çekicidir: “O muasır İslam uleması arasında misli nadir bir zat idi. Kanaat ve içtihatlarına büyük itimadı vardı. Bu hususta yalnız da kalsa fikir ve kanaatlerine en ufak bir sarsıntı bile arız olamazdı. Teceddüde taraftardı ve bunu Müslümanlığın icabatından addederdi; ancak bu teceddüt milli hüviyeti değiştirmemek şartı ile. Tetkik ettiği her hangi bir meseleyi derinleştirmekten, ne kadar mümkünse incelemekten zevk alırdı. En zor meseleler onun keyfini getirirdi. Alelade meseleler üzerinde durmazdı. Daha ziyade fikir ve muhakemeye dayalı meselelerle meşgul olmak isterdi. Nakilciliği pek sevmezdi. Okuduklarını dimağında hamur ederek yeni bir şekilde ortaya koymaya çalışırdı. Düşündüklerini istediği gibi anlatamadığı kanaatinde idi. O, Mustafa Asım(Yörük) gibi bir lisan, Mustafa Sabri gibi bir kalem isterdi. Yüksek meseleleri herkesin anlayamayacağını da tabii addederdi. Zekası çok yüksekti, anlayışı çok kuvvetli idi..”
*Vefatında, Mevlevi şeyhi Ahmed Remzi Akyürek’in yazdığı şiir:
“Allame-i müdekkik, Elmalılı muhakkik
Esmar-ı ilmi aldı, eksiltti gitti Hamdi
Nefsinde yoktu noksan, tefsiri elde burhan
Ahd’üs-semiyyi elhak berkitti gitti Hamdi
Hulk-ı Muhammedi’de bir mert idi güzide
Mûr-ı zayıfı sanma incitti gitti Hamdi
Enmuzec-i seleftin, sen mefhar-ı halefdin
Sermaye-yi fazail, hem bitti gitti Hamdi
Set-satr-ı Sure-i Hamd ile yazdık tarihin
Zir-i liva-i Hamd’e azm etti gitti Hamdi”
*İslam Türk Ansiklopedisi- Muhit’ül Maarif Mecmuası kendisinden şöyle bahsediyor:
“Muhammed Hamdi Efendi, muasır İslam uleması arasında misli nâdir bir zat idi. Allah’a ve Peygambere bütün kalbi ile bağlı idi; derin bilgisi ve geniş düşünüşü ile cihan hadiselerini hep İslam’ın hayat ve istikbali ile muhakeme eder, beşeriyetin felah ve saadetinin ancak Müslümanlık esaslarına bağlanmakla mümkün olacağına, mütemadi dalalette yürünemeyeceğine, zaman gelecek, beşeriyet beka-yı nevini temin için doğru yola düzelmek mecburiyetinde olacağına gelecek asırlarda İslam idealinin daha iyi anlaşılacağına ve tatbik edileceğine imanı kuvvetli idi. Yeniliği Müslümanlık icaplarından addederdi, ancak milli hüviyetini değiştirmemeyi esas ittihaz ederdi. Her meseleyi en ince teferruatına kadar derinleştirmekten zevk alır, deha derecesinde bir zekâya malik, zahid, mütteki bir zat idi.”
*Tefsir, Kelam, Usul, Fıkıh, Felsefe ve Mantık dallarında dirayetini eserleriyle ortaya koymuş olan Hamdi Efendi, o günkü neslin değil, daha önceki nesillerin dahi anlamaktan aciz olduğu eserleri tetebbu etmiş ve bu eserlerden öğrenilmeye ve öğretilmeye değer bilgileri toplayıp hülasa ederek ve asrın idrakine temas eden kendi düşüncesiyle mezcetmek suretiyle günün insanlarına sunmuştur. Ömer Rıza Doğrul
*Bugünkü nesil bir Türkçe üstadı olan Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirini bile anlayamıyor. Oysa Arapçada dahi onunkine denk bir tefsir yazılmamıştır; Hamdi Yazır’ın, kendisinden nakillerde bulunduğu büyük müfessir Fahruddin Razi’nin Tefsir-i Kebir’i bile Elmalılı’nın Hak Dini Kur’an Dili adlı eserinin çapına erişemez. Fakat neslimiz o kıymetli eseri anlamaktan aciz olduğu gibi, Kâmil Miras, Ahmet Hamdi Aksekili, Babanzade Ahmed Naim, İzmirli İsmail Hakkı ve Şemsettin Günaltay gibi dil üstadlarının sözlerini ve Risale-i Nur Külliyatı gibi eşsiz eserleri anlamaktan da uzaktır. M. Fethullah Gülen
* Şunu hemen arz edeyim ki, Elmalı’nın tefsirine bir hoca söz söylemeli belki. Fakat hemen yine arz edeyim ki, son devirde Türkçe olarak kâ’bına kimsenin ulaşmasına imkân olmayan bir tefsir yazmıştır merhum Elmalılı. Herkesin bir kusuru, bir seyyiesi vardır. Fakat şunu arz edeyim, Elmalılı kabul buyurursa. Ben onun büyüklüğü, allâme hüviyeti ve tefsiri karşısında kendisine kendimi talebe olarak lâyık görmüyorum. Kabul buyururlarsa talebe olmak isterim.
İnsan haddini bilmeli, hatta Abduh’u anarken dahi haddini bilmeli. Herhalde Elmalılı’nın tefsirinde öyle mudill, öyle müşkil, öyle muğlâk noktalar vardır ki, erbâb-ı ilim dahi uhdesinden kalkamaz, anlayamaz. İnsan haddini bilmeli. M. Fethullah Gülen
* Hamdi Yazır, son devrin en velud dimağı. M. Fethullah Gülen
* Hamdi Yazır’ın dili ise şahanedir. M. Fethullah Gülen* Allame Hamdi Yazır’ın fikirlerinden çok istifade etmişimdir, takdirle yâd ederim. M. Fethullah Gülen
* Memleketimizde yetişmiş ve gerçekten bizim bin senelik tefsir tarihimizde Arab âlemi dâhil, eşi menendi az yetişmiş, belki tefsir tarihinde onun gibi iki tane insan göstermek mümkün veya değildir. M. Fethullah Gülen
*Ben hep demişimdir, çok takdir ettiğim, sevdiğim, tesirinde kaldığım, “Allame Hamdi Yazır’ın tefsiri Arapçaya tercüme olsa da Araplar da bir tefsir görse” demişimdir. Şimdiye kadar eski yeni tefsirlerde bir iki tefsirden birisidir. M. Fethullah Gülen

Kullanıcı avatarı
yakıt
Üye
Mesajlar: 71
Kayıt: 30 Eylül 2017
İletişim:
#15

Okunmamış mesaj gönderen yakıt » 30 Eyl 2017, 05:03

*Memleketimizin değerli âlimlerinden Mehmed Kırkıncı Hocaefendi ile 20.06. 2008 tarihinde telefonla görüştüğümüzde, Elmalılı Hamdi Efendi’nin kendisi gibi tefsirinin de “emsalsiz” olduğunu söyleyen Hocaefendi, bir müddet Elmalılı’nın yanında bazı dersler gören ilk hocası Mustafa Necati Efendi’nin kendilerine Hamdi Efendi’yi çok methu sena ile anlattığını, aklını, ilmini ve mantığını çok beğendiğini söyledi ve Mustafa Necati Efendi’nin şu sözünü naklettiler; “O sıralar Hamdi Efendi’nin emsali ne Mısır’da ne de dünya üzerinde yoktu.”
* Müfessir, mütekellim, mütefekkir, fakih, filozof, İslam âlimi… İlim dünyamızın yüz akı… Fikir ve kanaatleriyle önümüzü aydınlatan, ufkumuzu açan, açık ve anlaşılır diliyle kalbimize ve zihnimize derinden taht kuran büyük ilim ve fikir adamı… Hak Dini Kur’an Dili tefsiri; elimizden düşmeyen, Fahreddin Razi ekolünün temsilcisi, pek çok problemimizi halleden bir dirayet tefsiri… Metalib ve Mezahibiyle mantık ve felsefeye aşinalığın güzel örneği… Makaleleri ve özellikle hayatı ve duruşuyla, bakışı ve iradesiyle her an ders veren bir heybetli İslam âlimi hüviyetinde… Prof. Dr. Şerafettin Gölcük
*Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, asrımızın önde gelen tefsir âlimlerindendir. En büyüğüdür demeyi gönlüm istiyor, ama haddim bunu söylemeye müsait değildir. Prof. Dr. M. Orhan Okay
*Muhammed Hamdi Yazır, yakın dönem Türk fikir ve ilim hayatının müstesna simalarından biri olup, uzun yıllar iyi tanıtılamamıştır. Hâlbuki o, dinamik bir din ve İslam anlayışı ile fikri ve ilmi yönden İslamiyet’i yeniden yorumlayarak çağımızda Müslümanlara yeni ufuklar açmaya çalışmış, kafalardaki ve ruhlardaki donukluğu gidermenin yollarını göstermiştir. Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay
*Hamdi Yazır, bir meşrutiyet mütefekkiri olarak gerek Cumhuriyetten önce, gerekse Cumhuriyet döneminde hem dini, hem hukuki, hem içtimai hem de felsefi meseleler üzerinde derinlemesine düşünmüş; bunların bir kısmına yeni sayılabilecek çözüm yolları getirmiştir. Böylece Mehmed Akif’in “Asırlar var ki, İslam’ın muattal beyni, bazusu” dediği İslam’ın kafasını ve pazusunu ataletten kurtarmaya önemli bir katkıda bulunmuş, belki de yakın devrin din mütefekkiri olarak tek istisnayı teşkil etmiştir.” Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay
Fikir Hüzmelerinden
· “Kur’an her yüz senede bir tefsir edilmeli, ilim ve fennin ulaştığı en son bilgiler nazar-ı itibara alınmalıdır.”
· “Hürriyet, hukukuna mâlikiyettir.”
· İki kıble ile tevhid yolunda gidilemez. Ya Dost’un rızası olur, ya nefsin hevası.”

Kullanıcı avatarı
yakıt
Üye
Mesajlar: 71
Kayıt: 30 Eylül 2017
İletişim:
#16

Okunmamış mesaj gönderen yakıt » 30 Eyl 2017, 05:04

Hep şiir olmak istersiniz; hakikatin darbeleri karşısında nazım ve ahengi kaybedersiniz… Hep akıl ve mantık olmak istersiniz; hayatın gücünüzü aşan kimi olayları sizi karamsarlığa iter… Her şeyi akılla, fikirle, analizle (akl-ı fail) halletmek istersiniz; yarın ki Hakk’ın tecellileri karşısında kör bir mutaassıp olur, Hakk’ın ilhamından, tecrübe feyzinden mahrum kalırsınız.
· “İran’da çıkan yünden, Avrupa’da bükülen ipten, Türk tezgâhında dokunan halıyı, Türk malı tanıdım. Bir binanın mimarisi Türk olmak için bütün kerestesi yerli olması lâzım değildir, diye işittim. Afrika madenlerinden çıkmış bir altının üzerinde bir Türk sikkesi gördüğüm zaman ona Afrikalının değil, bizim altınımız dedim. Ruhî Bağdadi’nin: Sanma ey hâce ki senden zer u sim isterler “Yevme lâ yenfe’u”de “kalb-i selim” isterler sözünü duyduğum vakit bunu Türkçeden başka bir lisanın Edebiyatına kaydedemediğim gibi, Türkçenin en güzel sözlerinden biri bilmekte tereddüt etmedim.”
· Hakikat-i Muhammediyye’nin zuhuru bütün hilkatin gayesidir.
· Demek ki, insan için Hakk’ı sevmek, Hakk’a hizmet etmek, akıbet Cemal-i Hakk’a ermekten büyük bir hazz-ı saadet yoktur. Lakin zevki duymayan hayaline mahkûm, tahkiki bilmeyen taklide zebundur. Allah’ı bilmeyen dünyaya sarılır, Dünyayı bilmeyen hülyaya sarılır. Dilberi görmeyen resmine bayılır, önünü görmeyen sonunda ayılır.”
· Hak olan hususlarda ne kadar ileri gidilse taassup ve ifrat sayılmaz.
· Halkı dindar, aydınları dindar olmayan memlekette ise, halk ile aydınlar arasında dayanışma ve uzlaşma bulunmaz.
ESERLERİ
1-Hak Dini Kur’an Dili(İlk baskısı:1935-1939)
2-Metalib ve Mezahib(Paul Janet, Gabriel Seailles’ten tercüme)-1926
3-İrşâdu’l Ahlâf fi Ahkami’l Evkaf-1911: Vakıf eserleri hükümlerine dair bu eser, Mülkiye mektebinde okuttuğu ders notlarını ihtiva etmektedir.
4-Mantık-ı İstintaci ve İstikrai: İngiliz filozofu Aleksander Bain’e ait bu eseri tercüme ederek Süleymaniye Medresesinde talebelerine okutmuştur.
Bunlardan başka Beyânu’l Hak, Sırât-ı Müstakim ve Sebilü’r Reşad dergilerinde birçok makalesi neşredilmiştir.
5-“Hz. Muhammed (sav)’in Dini” Anglikan Kilisesinin, Şeyhülislâmlık makamına, İslâmiyet hakkında sorduğu sorulara cevap mahiyetindedir.
6-Sefer Bahri”. Sefer mesafesinin mutad vasıta (tren) ile on sekiz saatlik mesafe olarak itibar edilmesi gerektiğine dair risalesidir. Bakara sûresinin 183. ayetinin tefsîrinde belirttiği bu tatbikine vaki itirazları kendisine nakleden Ahmed Hamdi Akseki’ye gönderdiği uzunca bir mektuptan ibaret olup, Tefsirin 1960 neşrinin 8 ve 9. ciltlerinin başına, oğlu Muhtar Yazır tarafından konulmuş olup, toplam 20 sayfa kadardır.
Basılmamış Olanlar:
1-Kâmûs-i Fıkıh(madde başlıkları tespit edilen ve ancak dörtte biri yazılan bu eser tamamlanmış olsaydı nevi şahsına münhasır güzel bir fıkıh lügati meydana gelmiş olacaktı)
2-Huccetullahi’l Baliğa Tercümesi: Şah Veliyullah Dehlevi’nin bu meşhur eserini Diyanet İşleri Başkanlığı adına tercümeye başlamış ise de bitirememiştir.
3-Şiir Divanı
4-Usul-i Fıkha dair bir eser
5-Çeşitli gazete ve dergilerdeki makaleleri..(Bunlar da sonradan Makaleler adıyla iki cilt olarak neşredildi)
Not: İbnül Emin Mahmud Kemal İnal Bey, Son Hattatlar adlı eserinde Elmalılı Hamdi Efendi’nin eserlerinden bahsederken şöyle diyor: “Bazı eserlerinin Fatih yangınında yandığını, Kamus-u Fıkıh yazmaya başlamışsa da yarım kaldığını söyledi.”

Cevapla

“Tarih” sayfasına dön