Hitler’i Geride Bırakan Kasap II. Leopold

Kullanıcı avatarı
yakıt
Üye
Mesajlar: 71
Kayıt: 30 Eylül 2017
İletişim:

Hitler’i Geride Bırakan Kasap II. Leopold

#1

Okunmamış mesaj gönderen yakıt » 30 Eyl 2017, 01:11

Belçika’nın 1835 ile 1909 seneleri arasında yaşayan kralı İkinci Leopold bir sömürge imparatorluğu kurma hayaline kapılıp adamlarına Kongo’yu işgal ettirmiş ve bu hevesi yüzünden en az on milyon Afrikalı işkence ve kötü muamelelerden dolayı hayatını kaybetmişti.

Afikalılar’a 1880′li yıllarda onyıl boyunca yaptıklarını “vahşi yamyamları Hristiyanlıkla tanıştırdığı” şeklinde yorumlayan Leopold’ün cinayetleri, 1897′de genç bir memur tarafından ortaya çıkarıldı. Memurun olup bitenlerden şüphelenip Kongo’da meydana gelenleri yansıtmasına rağmen, Belçika’da ve Leopold ile işbirliği yapan diğer ülkelerde tık çıkmadı ve cinayetlere o zaman hiçbir tepki gelmedi.

Kızkardeşi Keçileri Kaçırdı

Kuzeni Kraliçe Victoria tarafından çok tuhaf bulunan ve insanlara tatsız şeyler söylemek gibi bir alışkanlığa sahip olan Leopold, 1835′te doğdu. Mutsuz bir evliliği, soğuk bir babası, havuza düşüp boğulan bir oğlu vardı ve 1865′te ülkesinin başına geçti.

Tek çabası ülkesini kalkındırmak ve Avrupa’nın diğer güçleriyle yarışmak için bir sömürge imparatorluğu haline getirmekti ama Avrupa’nın diğer imparatorlukları, dünyayı daha önce bir güzel paylaşmışlar ve sömürülecek sadece Afrika kıtası kalmıştı.

Leopold, önündeki kötü örneklerden ders aldı. Kızkardeşi Carlota’nın kocası Maximilian 1864′te Meksika’ya imparator olarak gönderilmiş ama idam edilmiş, Carlota da delirmişti. Zavallı kadının odasına tavuklar doldurdurması ve sadece önünde kesilen hayvanları yemesi, Papa’nın kahvaltı ettiği salonu basıp elini kahvaltı ettiği çikolataya daldırarak “Açlıktan ölüyorum, beni zehirlemeye çalışıyorlar” diye haykırması herkesin dilindeydi ve Leopold’ün ailesi herkesin gözünde alay konusuydu.

Leopold, bu psikolojinin de etkisiyle daha tahta çıkmadan önce Afrika planları yapmaya başlamış, “Bir Sömürge Nasıl İdare Edilir” gibisinden kitapların yazarlarıyla mektuplaşmış, hükümdar olmasından sonra da zamanının en tanınmış kâşiflerini desteklemiş, kâşiflere konferanslar verdirererek “Avrupa’nın en fedakar, bilime ve keşfe en fazla meraklı hükümdarı” diye tanınmaya çalışmıştı.

Uygarlaştıracağı toprakları en sonunda buldu: Kongo

Afrika’nın ortasındaki bu bölgeyi işgal etmeye çalıştı ama parlamento arzusuna sıcak bakmayınca farklı bir formül geliştirdi. Hazinesinden borç alarak bir yardım cemiyeti gibi görünen “Uluslararası Afrika Derneği”ni kurdu, dönemin en ünlü kâşiflerinden Stanley’i Kongo’ya gönderdi, kendi başına bir sömürge yönetimini kurdurdu ve 1885′te toplanan Berlin Konferansı’nda büyük güçler tarafından “Kongo’nun Hakimi” olarak kabul edildi.

İnsanlara Limon Muamelesi

Artık insanlık tarihi boyunca yapılan en arsız ve acımasız soykırımlardan birinin mimarıydı ve bir Belçika başbakanının da dediği gibi “İnsanlara limon muamelesi yaptı, suları bitinceye kadar sıktı ve sonra bir kenara fırlattı.”

Leopold, Afrika’ya hiç gitmedi ama Kongo’yu dev bir toplama kampı haline getirdi. Kongo’da terör estiren adamları, yerlilerin kellelerini bahçelerinde heykel olarak sergiliyor, Naziler’in benzer hareketlerinin ilk örnekleri, Kongo’da yaşanıyordu.

Kongo’da, sadece 1890 ile 1905 yılları arasında, yaklaşık on milyon yerli öldürüldü. Leopold’ün adamları köle olmak istemeyen çocukların ellerini kesiyor, kestikleri elleri tütsüleyip saklıyordu ve pazar günleri çalışmak istemeyen 60 yerli, Bir Belçikalı görevli tarafından herkesin gözü önünde vuruluyordu.

Kullanıcı avatarı
yakıt
Üye
Mesajlar: 71
Kayıt: 30 Eylül 2017
İletişim:
#2

Okunmamış mesaj gönderen yakıt » 30 Eyl 2017, 01:15

Leopold, lastik ve fildişi ticareti için zorla çalıştırılan milyonlarca kişinin dışında boşduran çocukları da çalıştırmak için üç ayrı koloni kurdu ve ordusunu güçlendirmeye uğraştı. Bütün bunlar uluslararası camiada ses getirmiyor ama başı özel zevkleri yüzünden derde giriyordu. Mesela, İngiltere’den getirttiği ve yaşları on ila on beş arasında olan bakireler yüzünden İngiliz mahkemelerinde adı geçiyor ama zamanın anlı şanlı kâşifleri ve gazetecileri tarafından “Kongo’ya medeniyet götürdüğü” iddaalarıyla yere göğe sığdırılamıyordu.

Belçika Kralı’nın bu zorba rejimi, bir denizcilik şirketinde çalışan yarı Fransız yarı İngiliz olan Edmund Dene Morel sayesinde sona erdi. Morel, Kongo’da olup bitenlerden şüphelenmiş ve araştırmaya başlayınca patronları tarafından başka yere gönderilmeye çalışılması üzerine istifa ederek gazeteciliğe başlamıştı.

Bir Gazeteci Duyurdu

Katliamı Ortaya Çıkaran Gazeteci Edmund Dene Morel

Gazetelerde 1900′lü yılların başından itibaren çıkmaya başlayan yazıları Avrupa’nın gözünü açtı ve Morel, destek sağlamak için üç yıl boyunca pekçok ülkeyi dolaşıp dünya tarihinin ilk sivil toplum protestosunu başlattı. Leopold’ün yaptıklarını manşetlere taşıdı, yakılan köyler ile sakat edilmiş Kongolular’ın resimlerini yayınlattı, Mark Twain ve Sir Arthur Canon Doyle gibi o zamanın tanınmış yazarlarının desteklerini sağlayıp Leopold’ü kınayan yürüyüşler düzenledi.

Leopold, bu protestolar sayesinde 1908′de elerini Kongo’dan çekmek zorunda kaldı ve bir yol sonra da ölüp gitti.
Resim

Resim

Cevapla

“Tarih” sayfasına dön